Topladığınız Veri Kadar Risk Taşırsınız
- 7
Dijital dünyada işletmeler, özellikle müşteri tanıma (KYC), dolandırıcılık önleme ve kişiselleştirme süreçlerinde giderek daha fazla kullanıcı verisi topluyor. Ancak bu yaklaşım, çoğu zaman güvenliği artırmak yerine yeni riskler yaratıyor. Fazla veri; daha geniş bir saldırı yüzeyi, daha karmaşık uyumluluk yükleri ve en kritik noktada daha büyük hukuki sorumluluk anlamına geliyor.
Gerçek şu ki:
Daha fazla veri, daha fazla güvenlik demek değildir.
Aksine, kontrolsüz ve gerekçesi net olmayan veri birikimi hem kullanıcı güvenini zedeler hem de işletmeleri uzun vadeli risklerle baş başa bırakır.
Veri Fazlalığı Neden Gerçek Bir Sorun?
Aşırı veri toplamanın ilk ve en görünür sonucu, saldırı yüzeyinin büyümesidir. Ne kadar çok veri tutulursa, saldırganlar için o kadar çok hedef oluşur. Bununla birlikte, sorun yalnızca siber güvenlik değildir. Toplanan her ek veri alanı, işletme için taşınması gereken bir hukuki sorumluluk haline gelir.
Özellikle kimlik, biyometrik veya davranışsal verilerin, toplandığı amacın ötesinde saklanması; olası bir veri ihlalinde etkilerin katlanarak artmasına neden olur. Dahası, bu veriler zaman içinde kurum içinde farklı amaçlarla kullanılmaya başlanabilir ve bu durum “amaçla sınırlılık” ilkesini doğrudan riske atar.
Birçok işletme, “ne olur ne olmaz” yaklaşımıyla veri toplamayı güvenli bir tercih zanneder. Oysa regülasyonların ve kullanıcı beklentilerinin geldiği noktada bu yaklaşım, işletmeleri daha fazla yasal ve operasyonel riskle karşı karşıya bırakmaktadır.
Regülasyonların Asıl Mesajı: Yetki Değil, Sorumluluk
Güncel veri koruma düzenlemeleri, işletmelere sınırsız veri toplama yetkisi tanımaz. Aksine, “neden topluyorsun, hangi izinle topluyorsun ve bunu nasıl ispat ediyorsun?” sorularını merkeze alır.
Bugün düzenleyici beklentiler şunu açıkça ortaya koyuyor:
• Veri işleme faaliyetleri şeffaf olmalı
• Kullanıcılar neye onay verdiklerini net biçimde bilmeli
• İzinler geri alınabilir olmalı
• Tüm bu süreçler kanıtlanabilir şekilde yönetilmeli
Bu noktada asıl farkı yaratan, ne kadar veri toplandığı değil; veri toplama sürecinin ne kadar kontrollü, izlenebilir ve savunulabilir olduğudur.
Mobildev’in Konumu: Veriyi Meşrulaştırmak Değil, Süreci Disipline Etmek
Mobildev, işletmelerin kendi müşterilerinden aldıkları izinleri yasal zeminde, kanıtlanabilir ve yönetilebilir şekilde ele almasını sağlar. Mobildev ürünleri, “hangi veriyi toplayın” diye karar vermez; ancak toplanan veriler için:
• Doğru aydınlatma metinleriyle izin alınmasını
• İzinlerin kanal ve amaç bazında yönetilmesini
• Kullanıcı tercihlerinin (onay, ret, geri alma) anlık olarak uygulanmasını
• Talep ve şikâyet anında güçlü ispat sunulabilmesini
mümkün kılar.
Bu yaklaşım özellikle çok veri toplayan işletmeler için kritiktir. Çünkü veri arttıkça, izinlerin dağınık olması, geri alma mekanizmalarının çalışmaması veya kayıtların eksikliği; riski katlayarak büyütür. Mobildev, bu riski görünür ve kontrol edilebilir hale getirir.
Web, İletişim ve Talepler: Kritik Temas Noktaları
Mobildev’in sunduğu çözümler; web sitelerindeki çerez tercih yönetiminden, ticari iletişim izinlerine ve ilgili kişi taleplerine kadar geniş bir alanı kapsar.
• Çerez ve tercih yönetimi, kullanıcıya gerçek kontrol sunarak şeffaflığı artırır.
• Ret bildirimi mekanizmaları, “izin kadar vazgeçişin de önemli” olduğunu sistematik hale getirir.
• İlgili kişi taleplerinin (DSAR) merkezi ve zamanında yönetilmesi, özellikle geniş veri setlerine sahip kurumlar için ciddi bir operasyonel rahatlık sağlar.
Bu yapı sayesinde işletmeler, “çok veri topluyoruz ama kontrol bizde” diyebilecek bir yönetişim seviyesine ulaşabilir.
Gerçek olan: Daha Fazlası Daha İyi Değil, Daha Riskli
Bugün hem kullanıcılar hem de düzenleyici kurumlar, gereğinden fazla veri toplayan şirketlere karşı her zamankinden daha temkinli. Güven, artık “ne kadar bilgi aldığınızla” değil; bu bilgiyi ne kadar şeffaf, saygılı ve kontrollü yönettiğinizle ölçülüyor.
Mobildev’in sunduğu değer tam olarak burada ortaya çıkar:
Veriyi çoğaltmak değil, izin süreçlerini disipline etmek, belirsizliği azaltmak ve işletmelerin veriyle birlikte gelen sorumluluğu güvenle taşımasını sağlamak.
Çünkü günün sonunda gerçek şu:
Topladığınız veri kadar risk taşırsınız.
Bu riski yönetmek ise bir tercih değil, bir zorunluluktur.